islam portalı
 
  Ana Sayfa
  RÜYA TABİRLERİ
  Namaz Vakitleri
  kuran bizden ne istiyor
  arşiv
  dost siteler
  Ölmeden önce Allah’a ulaşmak
  iman nedir
  Şeytan nedir
  İmanın ve İslam'ın şartları
  Kaza ve Beladan Korunmak İçin
  Duâların Esrârı
  Kıyamet Günü
  dini vidyolar
  Diğer Peygamberler şefaat etmeyecek mi?
  şeytanın bütün isimleri
  Zorla küfür söz söyletmek
  Yeni Müslüman olan
  Bu maili herkese gönderin!
  Zekat borcu varken
  ÖĞLE NAMAZININ KILINIŞI:
  Günah işlemek ve iman
  Hz. ISA (a.s)
  Hz. YA'KUB
  Dinler Tarihi
  KADER NEDİR?
  Hz. YAHYA
  kan uykusu
  Rızkın Artması İçin Okunacak Dualar
  Falcılık büyücülük nedir
  Dinimizde uğursuzluk yoktur
  Büyüden ve Cinden korunmak için
  Görülmeyen olay ve varlıklar
  Cinler Cennete girecek mi?
  Cinlerin zararları
  dünya nedir
  Yemin ve yemin kefareti
  Deprem ve Günah ilişkisi
  Kırk hadis ezberlemek
  Kıyamete kadar
  Namaz dinin direğidir
  Namaz kılmamanın zararı
  Namazla alay edilmez
  Namaz beş vakittir
  Allah’a iman nedir?
  Allah'ın birliğini ispat
  Hidayet nedir?
  32 ve 54 farz
  İnanmak ihtiyaç mı?
  Aşırı dincilik
  İslamiyet’ten haberi olmayanlar
  Dinde on esas
  Allah var demek yeter mi?
  Meleklere iman nasıl olmalı
  Görülmeyen şey yok mudur?
  Rahmet melekleri
  Melekler niye yaratıldı?
  Kitaplara iman
  Peygamberlere iman nasıl olmalı
  Peygamberler en büyük rehberlerdir
  Nebi ve Resul nedir?
  Peygamberler günah işlemez
  İlk insan ve ilk Peygamber
  Hızır aleyhisselam
  Peygamberlerle ilgili çeşitli sorular
  Peygamberlerin hayatları
  Ahiret gününe iman nedir?
  Kıyamet günü ve kıyamet alametleri
  Sırat köprüsü
  Cennet ve Cehennem ebedidir
  Kimler Cennete girer?
  Cenneti istemek ve Allah rızası
  Cennet kapıları açılır
  Müslümanlar Cehenneme girecek mi?
  Cehennemde ateş yok mu?
  Kadere iman
  Hayır da, şer de Allah’tandır
  Kaderi bilmeyenler
  Dilemek ve razı olmak
  Kader değişir mi?
  Kimse kimsenin rızkını yiyemez
  Kaza ve kader ile ilgili çeşitli sorular
  Şirk ve küfür nedir?
  Küfre düşen ne yapmalı
  Küfre sebep olan söz ve işler
  Küfür olmayan bazı sözler
  Günah ve şirk ayrıdır
  Allah yüzüne baktı demek
  Kabul olmayacak dua
  Küfür ve küfür bulaşığı
  Amentü
  KURANI KERİM ÖGRENİYORUM
  001-010. Sayfalar
  011-020. Sayfalar
  Peygamberimizin hayatı
  KURANI KERİM DERSLERİ
  1. Ders: Harfler ve çıkış yerleri
  2. Ders: Üstün
  3. Ders: Harflerin birleşmesi
  Ders: Esre
  6. Ders: Ötre
  . 7Ders: Harf-i med (Elif)
  8.Ders: Harf-i med (Ya)
  9. Ders: Harf-i med (Vav)
  10 ,ders uygulama
  Kur’an-ı kerimi herkes anlayamaz
  Felsefe nedir
  İnsan başı boş değildir
  Her kitap okunmaz
  Sünnet nedir
  Sünnet çeşitleri nelerdir
  Sünnete uymanın önemi
  Bunlar Kur’an-ı kerime inanmıyorlar
  Kur’an ve Sünneti inkâr
  Yalnız Kur’an mı, yalnız sünnet mi?
  Peygamber efendimizin yetkileri
  Güzel abdest nasıl alınır?
  Abdestin farzları
  Abdestin sünnetleri
  Abdestin edepleri
  Teyemmüm
  Ruh Çağırma
  Saç Boyatmak Caiz mi?
  KOMŞULUK İLİŞKİLERİ
  peygamberler gelmeseydi
  Nasıl Abdest Alınır?
  Dini Hikayeler
  dini hikayeler 1
  dini hikayeler 2
  Cehennemden Gelen Sesler
  Kaybolan Şeyi Bulmak İçin Okunacak Dua
  Karabasan Nedir?
  Kurân'ın Sırları
  Kur'an'daki Şifre
  bu seslerde ne ?
  cok büyük okuncak dua
  Guslün farzları
  Guslü geciktirmek
  Oruç ve aç durmak
  Zekat ne zaman verilir?
  Hangi maldan zekat verilir?
  Zekat kime verilir?
  Haramdan sadaka verilir mi?
  Haccın hükmü
  Hac çeşitleri
  Hac yolunda ölen
  Zemzem içmek
  Borçlu hacca gidebilir mi
  Hac ayları
  Dini kuralları koyan Allah’tır
  Arefe gününün önemi
  Yecüc ve Mecüc
  gencligin cinsellik imtihanı
  Nazar haktır
  Alış verişte yemin etmek
  Bâtıl olan satışlar
  Çocuğun malı ve alış verişi
  Mühayee ne demektir?
  Ödünç vermek
  Faiz
  Dini kitapların ticareti
  Ana-babanın seksen hakkı
  Ana baba hakkıyla ilgili sorular
  Ölmüş ana baba hakkı
  Ana babayı dinlemeyip evlenmek
  Baba evladına iyilik ister
  Yiyip içmesi haram olan şeyler
  Eti yenen ve yenmeyen hayvanlar
  İçki, dinimiz ve sağlığımız
  Hayvan kesimi
  Domuz eti yemek haramdır
  Hayvan sakatatları
  Komşunun sarkan meyveleri
  Kişiye göre haram helal değişir mi?
  Resulullah ile akraba olma şerefi
  Dört halifenin üstünlüğü
  İman azalıp çoğalmaz
  Cin ve illüzyon
  Misyonerlerin uydurduğu hurafeler
  Ruhun mahiyeti ve ruh çağırmak
  Gece gündüz duaları ne zamana kadar
  Şifa Âyetleri
  Dua etme arzusu olunca
  peygamber efendimizin hayatı
  mutluluk yolu islam
  evrenin varoluşu
  evrenin genişlemesi
  zamanın göreceligi
  göklerle yerin birbirinden ayrılması
  yörüngeler
  dünyanın yuvarlakıgı
  demirdeki sır
  denizlerin birbirine karışmaması
  insanın dogumu
  kuran'ın gelecekle ilgili haberleri
  kuran'ın matematiksel mucizeleri
  kuan allah sözüdür
  müslüman cocuga dini sualler
  Benim Muhammed’im
  DUALAR
  Fatiha Suresi
  Sabah akşam 100 kere okuncak dua
  günahların affedilcegi dua
  Sıkıntılardan kurtulmak için okunan dua
  Korku ve belalardan kurtulmak için okuncak dua
  Nazardan ve her türlü zarardan korunmak için okunan dua
  Öfkelenince okunacak dua:
  Sabah ve akşam okunan iman duası:
  Yemek duası:
  Şükür duası:
  Salevat: [En kısası]
  Peygamberimizin çok okuduğu dua:
  peygamberlerin tarihi
  HZ.ADEM A.S
  H Z . NUH A.S.
  HZ. SIT (S.A.)
  HZ. IDRIS
  HZ. HUD (S.A.)
  HZ. SÂLIH
  ZÜLKARNEYN
  .IBRAHIM
  HZ. ISMAIL (a.s.)
  HZ. ISHÂK
  Hz. YÛSUF
  HZ. EYYÛB
  Hz. SUAYB
  Hz. MÛSA (a.s)
  Hz. HARÛN
  Hz. HIZIR
  Hz. ILYAS
  Hz. ZÜLKIFL
  hz davud
  Hz. Süleyman'in
  Hz.YÛNUS
  LOKMAN
  Hz. ZEKERIYYA
  Hz. MUHAMMED (S.A.V.)
  kuran duaları ve anlamları
  Fatiha süresi
  Bakara süresi
  yasin süresi
  PEYGAMBER KÖŞESİ
  İlk Müslümanlar
  Peygamberlikten Önce Dünya
  Hicretin Birinci Senesi
  Hicretin İkinci Senesi
  Recep Ayı
  kadir Gecesi
  Ramazan Müjdesi
  kurban bayramı
  Komşuluk Hakkı
  ÇOK EVLILILIK
  Evlilik nedir
  İslam ve Akraba Evliliği
  İSLAM TARİHİMİZ
  GENÇLERİMİZE SORU CEVAPLI İSLAMİ BİLGİLER
  Kur’an’ı Kerim
  HADİS
  islam büyükleri
  Camiye girerken ve Camiden çıkarken okunacak dualar
  allahın isimleri
  DÜNYANIN OLUŞUMU
  Ilk Müslümanlar
  Müslüman Nedir?
  islama göre anneler
  Namazlara Ait Niyetler
  namaz duaları
  cuma namazının farzları
  Dua üç şekilde kabul olur
  Vesvese kötü bir hastalıktır
  Cennette kadınlara huri verilecek mi?
  Hadis âlimi kime denir
  Tam İlmihâl dinle
  cocuklar icin
  Altın Nasihatler
  Rehber Ansiklopedi
  islami sözlük
  Haber Kategorileri
  celseler
  sorularla islamiyet
  cocuk isimleri
  dini ilahiler
  BURCLAR
  Rüya ve İslam
  namaz kılmamanın sonu
  cehennemin yapısı ve azabı
  KABRİNDE FERYAT EDEN BİR GENÇ VE HAKKINI HELAL ETMEYEN ANNE
  namaz kılmayan kardeşlerim buyrun izleyin
  Tasavvuf nedir
  Beterin beteri var
  Hüseyin Hilmi Işık Efendi (Sesli)
  islam şiirleri
  hadisi şerif bölümü
  israili boykot edelim
  islam arşivi
  yeni eklenenler
  dogru iman bilgileri
  Peygamberler
  kuran-ı kerim
  dinimiz ve diger dinler
  Sünnet ve bid’at nedir
  namaz ve abdest
  Silsile
  zekat
  hac rehberi
  kurban ve adak
  Kurban kesmenin fazileti
  Peygamber efendimiz için kurban kesmek
  Ahlak bilgileri
  mübarek günler ve geceler
  Mevlid gecesi
  Berat gecesi
  Mirac gecesi
  Filistine yardım
  osmanlı tarihi
  ezan okuma yarışması
  ezgiler
  Türk Hanedanlıkları
  destek icin
  Allah'ın Varlığının İspatı 1
  İnanmayanlara Allah'ın varlığını nasıl anlatabiliriz?
  Allah Kelimesinin Kökeni
  Ahiret;Beden-Ruh İlişkisi
  ruh
  kuranda celişki yok
  kur'anda celişki yokdur
  Kur'an'ın Çoğaltılması
  Tek Din; İslam'dır
  kötülük problemi
  imtihan dünyası
  kaza ve kader
  büyük islam ilmihali
  islam ülkeleri
  katliama dur de
  resim galerisi .filistin....
  DUA BÖLÜMÜ
  İnternet, Gençliği Nasıl Mahv Ediyor
  dualar dinle
  son dakika haberi
  google2b0486058945d4f1l
  israili boykot et
  boykotlu ürünler
  israil firma listesi
  Yardım Kuruluşları
  filistin resimleri
  Filistin
  mekke resimleri
  Yıldızname
  dilek duası
  Ayet'el Kürsi
  Filistin'li Kimdir?
  Yasin Sonrasinda Okunacak Dua
  Neden Devamlı Yasin Suresi ?
  dua dinle
Faiz

Faiz

Sual: Dinimizde faizin hükmü nedir?
CEVAP
Bugün faizin, içkinin, zinanın haram olduğunu bilmeyen müslüman yoktur. Haramlar zamanla helal olmaz. Şu kadar var ki, (Zaruretler, haram olan bir şeyi mubah kılar), fakat zaruret bitince haramlığı devam eder. Mesela susuzluktan ölecek kimsenin, şaraptan başka içecek bir şey bulamazsa, ölmeyecek kadar şarap içmesi caiz olur. Daha fazla içmesi caiz olmaz. Açlıktan ölecek kimsenin leş yemesi de böyledir.

Bu ve benzeri durumlar haricinde faize helal denmez. Faiz hakkında Tergib’deki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Helak eden yedi şeyden birisi faiz almaktır.) [Buhari]

(Yedi büyük günahtan biri faiz yemektir.) [Bezzar]

(Faiz alana da verene de lanet olsun!)
[Müslim]

(Vücuduna dövme yapana, yaptırana, faiz alıp verene lanet olsun.) [Buhari]

(Allahü teâlâ, dört kimseyi Cennete koymaz: Bunlar, devamlı içki içen, faiz alan, yetim malı yiyen ve ana-babasına asi olandır.)
[Hakim]

(Faiz 73 kısımdır. En aşağısı, kişinin anası ile zina etmesi gibidir.)
[Hakim]

(Bir dirhem faiz alıp vermek otuz zinadan günahtır.) [Taberani]

(Hep faiz yiyen sonunda fakirliğe düşer.) [İbni Mace]

(Zina ve faiz yaygınlaşan toplum, Allahü teâlânın azabını hak etmiş olur.)
[E.Ya’la]

(Kıyamet yaklaştıkça, faiz, zina, ve içki çoğalır.)
[Taberani]

Gayri müslim diyarında
Faiz hakkında pek çok hadis-i şerif vardır. Kur'an-ı kerimde Bekara suresi 275. âyet-i kerimesinde, (Alış verişin helal, faizin haram) olduğu bildirilmektedir.

Ecnebi ülkelerde, müslümanların, gayri müslimlere ödünç verip, onlardan faiz almalarının caiz olduğu Mülteka’da yazılıdır. Mecmaül enhür ve Dürer’deki hadis-i şerifte, gayri müslim ülkelerde, müslümanların kâfirlerden faiz almalarının caiz olduğu bildirilmiştir. Bundan başka zaruret dışında faiz her yerde her zaman haramdır. (Cevhere)

Faiz yalnız İslam dininde değil, semavi dinlerin hepsinde haramdı. Fetava-i Hayriyyede buyuruluyor ki:
(Zimmi [gayri müslim] zimmiye elli lira ödünç verip, faizi ile birlikte ellibeş lira alsa, beş lirayı geri vermesi gerekir. Çünkü, faiz her dinde haramdır.)

Faiz, ödünç vermekte, rehinde ve alış verişte olur. Fıkıh kitaplarında faizin yetmişten fazla çeşidinin olduğu bildirilmektedir. Bunun için alış veriş ve başka sözleşme yapacak kimselerin, hangi hallerde faiz olduğunu iyice öğrenmesi gerekir. Bu bilgileri öğrenmesi gerekir. Bu bilgileri öğrenmek farz-ı ayndır. Bilmeyen kimse farkında olmadan faiz alıp verir, böylece büyük günaha girmiş olur. Haram olduğunu bilmediği için tevbe etmez.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Daha fazlasını ödemesi şartı ile ödünç vermek faizdir. Haram anlaşma ile ele geçen malın hepsi haram olur. Mesela, 12 kile ödemesi şartı ile, on kile buğday ödünç verilse, 12 kilenin hepsi haram olur. Fazladan alınan 2 kilesi kul hakkı olduğu için, geri verilmesi gerekir. On kilesi de haram olduğu için fakire sadaka olarak verilir.

Bir teneke sütün içine konan bir bardak idrar sütün tamamını necis eder. Faizle ödünç verilen paranın, faizini, ana parasından ayırmak mümkün olmaz. Sütte olduğu gibi tamamı kirlenmiştir.

Sual:
Almanya’da bazıları, (Avrupa İslam diyârı değildir, dâr-ül-harbdir) diye, bazı şeyler yapıyorlar. Kanunlara uymak, faiz almak, sigorta yaptırmak, sakal kesmek, Cuma kılmamak, haç takmak, yalan söylemek gibi şeyler caiz midir?
CEVAP
Dâr-ül-harbde de olsa, İslam bilgilerinin yaygın olduğu yerde, müslümanların çoğunun bildiği şeyleri bilmemek, öğrenmemek özür olmaz, günah olur. Küfre sebep olan bir işi, bilerek yapmak küfür olur. Beline, zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak, haç takınmak ve küfre mahsus şey giymek de böyledir.

Kâfirlerin bayram günlerinde, o güne mahsus şeylerini, onlar gibi kullanmak da küfür olur. Bunları mizah için, başkalarını güldürmek için, şaka için kullanmak da küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez. Fakat bunları harbde düşmana karşı, barışta zalime karşı, hile olarak kullanmak küfür olmaz. Peygamber efendimiz, (Harb hiledir) buyurdu.

Yalan da üç yerde caizdir. Biri harbdedir. Din düşmanlarından korunmak veya müslümanları korumak için yalan caizdir. (Uyun-ül besair, Hadika)

Kâfir ülkede, müslümanların seçeceği imamın, Cuma kıldırması makbuldür. (Redd-ül Muhtar)

Ehl-i kitabın kesmiş olduğu hayvan, aksi sabit olmadıkça, temiz kabul edilir. (Eşbah)

İbni Âbidin
hazretleri buyuruyor ki:
(Gayri müslim ülkelerde, onların kanunlarına itaat etmek [karşı gelmemek] zarureti vardır. Mallarına, canlarına, ırzlarına saldırmak asla caiz değildir.) [Redd-ül Muhtar kadılık bahsi]

Abdülgani Nablusi
hazretleri buyuruyor ki:
(Hükümet mubah bir işi yasak ederse, bu emre itaat vacip olur. Kendini tehlikeye atmak caiz olmaz.) [Hadika s.143]

Muhammed Hadimi
hazretleri buyuruyor ki:
(Hükümetin emrettiği her mubahı yapmak millete vacip olur.) [Berika s.91]

Bu üç eserde de görüldüğü gibi, müslüman, dünyanın neresinde olursa olsun, ister müslüman ülkelerde, ister gayri müslimlerin bulunduğu yerlerde, onların kanunlarına karşı gelmemeli, güzel ahlakı ile herkese örnek olmalıdır.

Müslümanların kıyafetleri
Kâfirlere veya kadınlara benzemek için sakalı kazımak haramdır. (İbni Âbidin)

Sakal kazımak, ateşe tapanların âdetidir. Kâfirlere teşebbüh haramdır. (Bahr, Tahtavi)

Sakalı bir tutam uzatmak sünnettir. [Dâr-ül-harbde veya zulüm görmemek, nafakadan olmamak, emr-i maruf yapabilmek, müslümanlara ve İslamiyet’e hizmet edebilmek, dinini, namusunu koruyabilmek için sakalını kazımak caiz, hatta lazım olur. Özürsüz olarak kısaltmak ve kazımak mekruhtur. Sakal sünnetine önem vermeyen kâfir olur.] (Berika)

Dâr-ül-harbde, kâfirlerin mal, can ve ırzlarına saldırmak haramdır. Kâfir kadınların başlarına, kollarına, bacaklarına bakmak haramdır. Kâfirin malını almak, kalbini kırmak, müslümanın malını almaktan daha büyük günahtır. Kâfirlerin haklarına dokunmamak, kimseyi dolandırmamak, müslümanlık icabıdır. Kâfirlerden de gasp, hırsızlık gibi gayri meşru yol ile alınan şey, mülk-i habistir, kullanılması haramdır, sahibi bulunmazsa, fakirlere sadaka olarak vermek lazımdır. Hayvan hakkı, insan hakkından, kâfirin hakkı da, hayvan hakkından daha büyük günahtır. Başkasının malını ondan izinsiz alıp, kullanıp, zarar yapmadan yerine bırakmak da haramdır. (Hadika)

Gayri müslim vatandaşlara da, dünya işleri için, dargın olmak caiz değildir. Onların da, güler yüzle, tatlı dille gönüllerini almak, incitmemek, haklarını ödemek lazımdır.

Müslüman olsun, kâfir olsun, nerde olursa olsun, hiç bir insanın malına, canına ve ırzına, namusuna dokunmak caiz değildir. Kâfir turistler, muamelatta, müslümanların hak ve hürriyetlerine mâliktir. Kendi dinlerinin icaplarını yapmakta, ibadetlerini yapmakta serbesttirler. İslamiyet, kâfirlere de, bu hürriyeti vermiştir.

Müslüman, yabancıların kanunlarına karşı gelmemeli, suç işlememelidir.
Fitne çıkmasına sebep olmamalı, hiç kimseye zulüm, işkence yapmamalıdır.
Müslümanlığın güzel ahlakını, şerefini, her yerde herkese göstermeli, her milletin İslam dinine sevgili ve saygılı olmasına sebep olmalıdır. (İslam Ahlakı)

Kâfire ücret ile hizmet etmek mekruhtur. Fakat Dâr-ül-harbde caizdir. Kâfir ülkesinde, onların kanunlarına karşı gelmemek zarureti vardır. Hükümet mubahı da yasak etse, buna uymak vaciptir. Kendini tehlikeye atmak caiz olmaz. (Redd-ül Muhtar, Hadika, Berika)

Avrupa’da faiz meselesi
Dâr-ül-harbde, müslümanın, kâfirlere ödünç vererek, onlardan faiz almasının caiz olduğu bütün kitaplarda yazılıdır. Dâr-ül-harbde, gayri müslimlerin mallarını faiz, kumar, fâsid bey’ ile almak helaldir. Bu yollarla müslümanın zarar etmesi ise, helal değildir. (Redd-ül Muhtar)

İmam-ı a’zam ve imam-ı Muhammed, (Dâr-ül-harbde, müslüman ile kâfir arasında faiz olmaz) buyurdu. (Mültekâ)

Dâr-ül-harbde, bir müslümanın, kazanmak şartı ile, kumar, faiz ve sigorta yolu ile, para kazanmasının caiz olduğu, (Kuduri, Cevhere, Vikâye, Hindiyye, Mebsut, Dürr-ül Muhtar, Redd-ül Muhtar) gibi muteber eserlerde yazılıdır. Aynı husus Mecma’ul-enhür ve Dürer’de de, (Lâ ribâ beynel müslimi vel harbiyyi fi daril harbi = Dâr-ül-harbde, müslüman ile kâfir arasında faiz yoktur) hadis-i şerifi ile bildirilmektedir. Çünkü, onların malını rızaları ile almak mubahtır. Fakat, mallarına saldırmak, zorla almak caiz değildir. Diyanet Ansiklopedisi’nin faiz maddesinde de böyle yazmaktadır.

Dâr-ül-harbde, yalnız kâfirlerden faiz alan bir bankaya para yatıran bir müslümanın, bu paranın faizini alması helal olur. Bu bankadan ödünç para alıp faiz verenlerin hepsi müslüman ise, bankaya yatırılan paranın faizini almak haram olur.

Bankadan para alıp faiz verenler, müslüman ve harbi kâfir karışık ise, o bankadan alınan faiz ve hizmet karşılığı alınan maaş mekruh olur. Müslüman müşterisi çok ise, harama yakın, harbi kâfir müşterisi çok ise, helale yakın mekruh olur. Meşihat-i islamiyyenin çıkardığı Ceride-i ilmiye kitabının 55. sayısının 1744. sayfasında yazılı fetvada da, (Dâr-ül-harbde kâfir bankasına para yatırıp, bankadan faiz almak, şer’an helal olur) buyuruluyor.

Sigortacı ile Dâr-ül-harbde sözleşme yapmak ve vereceği paraları almak helal olur. (İbni Âbidin)

Diyanet Ansiklopedisi
’nde ise şöyle diyor:
Ebu Hanife ve imam-ı Muhammed’e göre dâr-ül-harbde müslümanla harbi arasında faiz muamelesi caizdir. Aynı şekilde Hanefi mezhebine göre, fasid kabul edilen alış veriş ve ticari muameleler, bahse girmek ve kumar oynamak da caizdir. Ancak müslümanın bu işlemlerden kazançlı çıkması şarttır. (Faiz maddesi s.121)

Bu vesikalardan da anlaşıldığı gibi, faiz almak caiz olan yerlerde, banka reklamı yapmak da caizdir. Üstelik bankalar, sadece faizli işlem yapmaz, fabrikalara, şirketlere hissedar olmak, bina yapıp satmak, alacaklıların senedini tahsil etmek, para havalesi yapmak gibi birçok faizsiz işlem de yapar. Böyle kazancı haram-helal karışık bir kimsenin verdiği hediyeyi almak, onunla alış veriş ve kira işlemleri yapmak caiz olur. (Hadika)

Dâr-ül-harbde, kazanmak şartı ile bahse girmek, yani bir nevi kumar oynamak da caizdir. Rum suresinde, (Rumlar, en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir) buyurulmaktadır.

Müşriklere göre ise, bu, inanılacak şey değildi. Halbuki Allahü teâlânın vaadi mutlaka gerçekleşecekti. Hazret-i Ebu Bekir, sure-i celilenin inişinden sonra, müşriklere, (Bu galibiyet, sizi sevindirmesin. Birkaç yıl sonra Roma, Farsa mutlaka galip gelecektir) demişti. Müşrikler, (Bu birkaç yıl ne kadar zaman?) diye sordular. Üç yıl diye cevap verdi. Übeyy ibni Halef, (Yalan) diyerek, on deveye Hazret-i Ebu Bekir ile bahse tutuştu. Hazret-i Ebu Bekir, durumu Resul-i ekreme haber verdikleri zaman, Peygamber efendimiz, (Birkaç yıl, 3-9 yıl arası demektir. Deve adedini çoğalt ve müddeti de uzat) buyurdu.

Hazret-i Ebu Bekir, Übeyy’i arayıp buldu. Übeyy, (Ne o, pişman mı oldun?) dedi. Hazret-i Ebu Bekir, (Hayır pişman olmadım. Seninle bahsi artıralım. Yüz deve yapalım. Müddeti de dokuz yıla çıkaralım) dedi. Übeyy, durumdan çok emindi. Romalıların hiçbir vakit, yeniden savaş edebileceklerine ihtimal vermediği için, (Peki yüz deve, dokuz yıl olsun) dedi.

Dokuz yıl sonra, Bedir’de Müslümanlar, müşriklere Allahü teâlânın yardımı ile galip geldikleri sırada, Romalılar da Farslılarla, tekrar giriştikleri savaştan muzaffer olarak çıkmışlardı. Hazret-i Ebu Bekir bahsi kazanmıştı. Fakat develerini bizzat Übeyy’den isteyemedi. Übeyy, Uhud’da yaralanmış ve Mekke’ye dönüşünde ölmüştü. Develeri Übeyy’in vârislerinden aldı. Bu durum müşrikleri iyiden iyiye düşündürdü. İçlerinden birçoğu, müslümanlığı kabul etti. Böylece Kur’an-ı kerimin bir mucizesi daha meydana çıktı. (Medarik,Tibyan)

Mekke-i mükerreme, o zaman İslam ülkesi olmadığı ve Hazret-i Ebu Bekir’in kazanması garanti olduğu için bu bahis işi caiz görülmüştü. Bunun için İmam-ı a’zâm ile İmam-ı Muhammed’e göre, ribâ ve kumar gibi şeylere ait fâsid akidler, dâr-ül-harbde, müslümanlar ile kâfirler arasında caizdir, yapılabilir. (Mülteka)

Dâr-ül-harbde, kazanmak şartı ile bahse girmenin caiz olduğunu gösteren bir misal daha verelim:
Meşhur bir pehlivan olan Rükâne, koyunlarının üçte birini bahse koyarak Peygamber efendimize güreş teklifinde bulundu. Resulullah efendimiz, defalarca Rükâne’yi yenip koyunların tamamını aldı. Sonra da ihsan ederek hepsini geri verdi. Rükâne müslüman oldu. (Mebsut, Mevahib-i ledünniyye, Şevahid-ün-nübüvve)

Fitneden uzak durmalıdır
Fransa’da otomobille yolun sağından, İngiltere’de solundan gitmek mecburiyeti vardır. (Kâfir kanunlarına uyulmaz) diye, Fransa’da yolun solundan, İngiltere’de ise yolun sağından giderek kaza yapıp, insanların ve kendisinin ölümüne sebep olan, topluma ve kendine zarar verdiği için büyük günaha girer.

Yabancı bir ilim adamı, İslamiyeti inceleyip müslüman olduktan sonra, Arap ülkelerine gidince, oralardaki müslümanların yanlış hareketlerini görüyor. İyi ki sizleri görmeden müslüman oldum. Hayatınızı inceleseydim, müslüman olmazdım diyor. Ne kadar mühim bir teşhis.

Hiçbir müslümanın, yanlış hareketlerle İslam’a gölge düşürmeye hakkı yoktur. Müslüman, İslam’ın güzel ahlakı ile süslenmeli, Allahü teâlâya karşı günah, kanunlara karşı suç işlemekten sakınmalıdır.

Avrupa’daki müslümanların işlenen kötülükleri el ile düzeltmeye kalkmaları fitne olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Fitneden sakının, söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile çıkarılan fitne gibidir) [İbni Mace]

(Kıyamet yaklaştıkça fitneler çoğalır. Gece başlarken karanlığın artması gibi olur. Sabah evinden mümin çıkan, akşam evine kâfir olarak döner. Akşam mümin iken, gece safalarında imanları gider, kâfir olarak sabaha çıkarlar. Böyle zamanlarda kenarda kalan, ileri atılandan, oturan ayakta olandan, ayakta olan, yürüyenden, yürüyen de, koşandan hayırlı olduğu için evinizde oturun, fitneye karışmayın!)
[Ebu Davud]

(Malı ve canı ile cihad eden, ortalığın karışık olduğu zaman bir kenara çekilip ibadetini yapan ve kimseye zararı olmayan insan, mümin-i kâmildir.)
[Hakim]

(Fitne zamanında evinizde oturun, günahlarınıza tevbe edin, dilinizi tutun, kendi işinize bakın, başkalarının işine karışmayın!)
[Nesai, Ebu Davud]

(Ne mutlu fitneye karışmayana, ne mutlu fitneye maruz kalıp da sabredene!)
[Ebu Davud]

(Hadiseler, fitneler, tefrika ve ihtilaflar zuhur edince, katil
[öldüren] olmaktan kurtulup, maktül [öldürülen] olabilirsen ol!) [Ebu Nuaym]

(Fitne zamanı evinize girdikleri zaman, Âdem aleyhisselamın,
[Maide suresinin 28. âyetinde bildirildiği gibi] "Beni öldürmek için sen bana elini uzatırsan da, seni öldürmek için ben sana elimi uzatmam" diyen oğlu [Habil] gibi ol!) [Ebu Davud, Tirmizi]

(Fitne zamanı evlerinizden ayrılmayın! Oklarınızı kırın, yaylarınızı kesin! Âdem aleyhisselamın oğlu
[Habil] gibi olun!) [Ebu Davud, Tirmizi]

Kâfirlerin kanunlarına karşı gelmek başka şey, onlara itaat etmemek başka şeydir. (Hâlıka isyan olan işte, mahluka itaat olmaz) hadis-i şerifi gereğince, Avrupa’daki patronlar, müslüman işçilere içki, zina gibi haram şeyleri yapmalarını emrederse, müslümanlar, bunları yapmaz. Ancak, isyan etmek de caiz olmaz. Ana-baba da haramı, hatta küfrü emretse, onlara da itaat edilmez. Fakat isyan etmek, onları üzmek doğru olmaz. Hadis-i şerifte, (Emir, “Müslümanlığı bırakmazsan, öldürürüm” derse, müslümanlığı bırakma, [kestirmek üzere] boynunu uzat) buyuruluyor. (Hakim)

Sual: Kuyumcu dükkanım var. Biliyorsunuz altın alıp satıyoruz. Neye dikkat etmem lazım?
CEVAP
Sarrafların ve bunlardan alış veriş yapanların bilmesi gereken hususlardan bazıları şunlardır:
1- Altın, altın ile değiştirilirken, birinin ağırlığı biraz fazla olursa haram olur. Mesela 7.2 gram ağırlığındaki Reşat altını verip bunun yerine 7 veya 8 gram bilezik almak, faiz olur haram olur. Ağırlıklarının eşit olması lazımdır.

2-
Altını altına satarken, ağırlıkları aynı olsa bile biri veresiye olursa yine haram olur. Mesela kuyumcuya, bir Hamit lira verilip yerine bir adet Elgazi istenilse, kuyumcu da, şimdi Elgazi yok, yarın vereyim dese haram olur.

3-
Altında ayar farkı nazarı itibara alınmaz. Mesela on gram 24 ayar altın ile on gram 14 ayar altın değişirse, iki taraftan biri, fazla bir şey alırsa, haram olur.

4-
Hurda altın, işlenmiş altın, antika altın, birbiri ile değişirken eşit ağırlıkta olması lazımdır. Mesela Hamit verip de yerine Reşat alınırken ayrıca bir şey almak haramdır.

Yukarıda bildirilen haramlara düşmemek için şunları yapmalıdır:
a- Hurda altın getirip yerine işlenmiş altın almak isteyen, önce hurda altınlarını kağıt para ile satar. İşlenmiş altınları da kağıt para karşılığı satın alırsa hiç mahzuru olmaz.

b-
Altını, altın karşılığı değil de, kağıt para veya başka mal karşılığı veresiye satmakta da hiç mahzur yoktur. Mesela kuyumcudan bir Reşat altın veresiye bir ton oduna satılabilir. Altın ve gümüş olmayan madeni veya kağıt paralarla da veresiye satmak caizdir.

c-
Altını veya herhangi bir malı veresiye pahalı satmak caizdir. (Dürer, Hindiyye, Erba'in-i Selmâni)

Faizli alış verişler
1-
5 gr 14 ayar ile 5 gr 24 ayar altını değişmek caizdir. Biri fazla ise veya veresiye ise faiz olur. Hadis-i şerifte, (Altın altına, gümüş gümüşe, hurma hurmaya, buğday buğdaya, tuz tuza, arpa arpaya misli misline satılırken, biri fazla olursa faiz olur. İkisi de peşin olmak şartı ile, altını gümüşle [veya başka şey ile] fazla veya eksik fiyatla, alınıp satılabilir) buyuruldu. (Tirmizi)

2-
Hurda altın, çok değerli antika bir altınla bile değiştirilirken eşit ağırlıkta olmalıdır. Antikadır, değeri yüksektir diye fazla altın almak faiz olur. Faiz olmaması için, antika altının yanına mesela bir de kalem konursa, bu kalemle birlikte antika altına çok yüksek fiyat istenebilir. Diyelim ki 7 gr antika altın için, yanında başka mal da olduğundan dolayı, bir kg işlenmiş altın istemek caiz olur.

3-
Hurda altın yerine işlenmiş altın almak isteyen, hurda altınlar ile işlenmiş altınların fiyatı hesap edilir. Diyelim hurda altın 80, işlenmiş altın da 100 milyon TL tuttu ise, 20 milyon TL fark istenir. Veya hurda altın çok olup 100, işlenmiş altın da 80 milyon TL tutmuş ise, 20 milyon TL fark verilir.

4-
Altını, kağıt para veya başka mal karşılığı veresiye çok pahalı satmak caizdir.

5-
Bir teneke kaliteli buğdayı, bir teneke kalitesiz buğdayla değişmek caizdir. Biri fazla olursa faiz olur.

5 teneke kalitesiz buğday verip, 4 teneke kaliteli buğday almak faiz olur. 4 teneke buğdayın yanına başka cins bir mal mesela bir kalem veya bir kitap konur, bununla birlikte satılırsa caiz olur.

6-
Bir şey kendi cinsi ile, [mesela arpa arpaya, altın altına] veresiye satılınca faiz olur.

7-
Ortak bir malı, ölçmeden veya tartmadan paylaşmak faiz olur. [Mesela kurban etini tartmadan bölüşmek faiz olur. 4 hisseye birer ayak, bir hisseye baş, ötekine de deri konursa faiz olmaz.]

8-
Bir malı, mesela 2 ay sonra teslim etmek üzere sattıktan sonra, noksan olarak, daha önce vermek faiz olur. [Çek, senet kırdırmak da faiz olur. Vadesi gelmemiş borcu birkaç ay önce öderken eksik ödemek faiz olur. Faiz olmaması için hepsi ödenir. Sonra alıcı fazlasını borçluya hediye eder.]

9-
İki kişi, birer çuval buğdayı, ölçmeden, karıştırıp un yaptırdıktan sonra, ikiye bölüşseler faiz olur.

10-
İki kişinin ortak bir ineği olsa, sütünü bir gün biri, bir gün öteki alsa faiz olur. Her günkü sütü eşit bölüşmek gerekir. [Bunun gibi iki kişinin kirada bir evi olsa, kirasını bir ay biri, bir ay öteki alsa caiz olmaz. Her ay alınan parayı ikiye taksim etmek gerekir. Altın günü, Dolar günü yapıp, her seferinde birine altın veya Dolar vermek caiz olmaz.]

11-
İki kişi, arabalarını, her biri kullanmak üzere, muayyen bir zaman için değişseler faiz olur.

12-
Bir şeyi ucuz satın almak veya ona pahalı satmak şartı ile ödünç vermek faiz olur.

13-
Bir şeyi, aldatmak suretiyle pahalı satmak veya ucuz almak da faiz olur. Aldatmadan pahalı satmak veya ucuza almak caizdir.
[Bu maddeler, (Erbain-i Selmani) kitabından alınmıştır.]

Faiz çok büyük günahtır. Ancak faizden bahseden çok kimse, faizin ne olduğunu bilmiyor. Sadece faizin bir iki çeşidini biliyor. Halbuki faiz çeşidi çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Faiz yetmiş üç çeşittir.) [Hakim]

(Faiz, genel olarak veresiyede olur.) [Müslim]

(Bir zaman gelecek, insanlar, helalı haramı düşünmeyecek, sadece paranın gelmesini düşüneceklerdir.)
[R.Nasıhin]

Ödünçte bile faizin olduğunu çok kimse bilmez. Mesela iki ay sonra vermek üzere bir milyon lira ödünç almak faiz olur. Hamza Efendinin Bey ve Şir’a risalesinin şerhinde, (Ödünç verirken zaman tayin etmek faiz olur) buyuruluyor.

Faizden kurtulmak için alış veriş bilgisini iyi öğrenmek gerekir. Alış veriş bilgileri, toplu halde Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabında vardır.

Sual:
Evimi bir arkadaşa verdim. Bana ödünç bir milyar lira verdi. Ben de dedim ki, (Evimden kira almıyorum, sen de parandan faiz alma. Paran bende kaç sene durursa, o kadar sene evde kirasız otur) dedim. Yani para faizsiz, ev kirasız oluyor. Dinimizce bir sakıncası var mı?
CEVAP
Evet. Açıkça faizdir. Evde paranın faizi karşılığı oturmaktadır. Peygamber efendimiz, (Menfaat getiren ödünç faizdir) buyuruyor. Size verdiği ödünç karşılığı evde oturuyor. Arkadaş size ödünç vermeseydi, kirasız otur der miydiniz? Deseniz bile, bu şekilde bir anlaşma faizdir. Faiz ise çok büyük günahtır.

Sual: Faiz helal, riba haramdır diyorlar doğrusu nedir?
CEVAP
Faiz ile riba aynıdır. Faiz yedi büyük günahtan biridir. (Buhari)

Kur'an-ı kerimde de faizin haram olduğu bildirilmiştir. (Bekara 275-279)

Faizin haram olduğunu bildiren birçok hadis-i şeriflerden biri şöyle:
(Miraç gecesi, karınları ev gibi, içleri yılan dolu insanlar gördüm. Bunların kim olduğunu Cebrail aleyhisselama sordum. Faiz yiyenler olduğunu bildirdi.) [İbni Mace]

Her ihtiyaç zaruret değildir
Mecelle
’de diyor ki:
Zaruretler, memnu olanı mubah kılar. Yani yasak olan şeylerin, zaruret devam ettiği müddetçe yasaklığı kalkar. (Madde 21)

Bazı kimseler, Mecelle’nin bu maddesini gerekçe gösterip, (Her ihtiyaç zarurettir. Zaruret karşısında da haramlar mubah olur) diyerek haramları mubah gibi işliyorlar. Zaruret nedir, ne değildir?

Zaruret:
Kendinin veya nafakasını vermesi gerekenlerin, aç, susuz, çıplak veya sokakta kalarak hasta olması demektir. (Eşbah)

Zaruret, zor ile, başka şey yapmaya imkan olmadığı hallerde olur. (Kamus tercümesi)

Görüldüğü gibi, insanı bir şey yapmaya zorlayan, insanın elinde olmayan semavi sebebe zaruret denir. Kısacası, dinimizin emrettiği veya yasakladığı bir işte, başka bir şey yapamama mecburiyeti zarurettir.

Zarureti birkaç misal ile açıklayalım:
Bir günlük yiyeceği olanın dilenmesi haramdır. Çalışmaktan aciz olup açlıktan ölecek kimse, ödünç arar. Ödünç veren olmazsa dilenir. Dilendiği halde, kimse bir şey vermezse, leş yiyebilir.

24 saat yemek yemeyen kimse açtır. Bu açlığı ihtiyaçtır. Çünkü ölecek bir durum yoktur. Böyle bir kimsenin leş yemesi haram olur. Burada görüldüğü gibi, zaruret, bütün kapıların kapanması halinde yapılacak son çaredir.

Kullanılmadığı zaman helake sebep olan yasak şeyi kullanmak zaruret olur. Kullanılmaması sıkıntıya, meşakkate sebep olursa, ihtiyaç denir. Mesela günlerce aç kalıp yiyecek bir şey bulamayanın ölmeyecek kadar leş yemesi zarurettir. (Uyun-ül-Besair s.119)

Ölmeyecek kadar yemek zaruret; fakat doyuncaya kadar yemek zaruret değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(İhtiyaç başka, zaruret başkadır. Zaruret halinde caiz olan şey, ihtiyaç olunca caiz olmaz. (İhtiyacı olana faiz haram olmaz) demek, Kur'an-ı kerimin emrini değiştirmek olur. Maide suresinin 3. âyet-i kerimesinde (femenidturra fi mahmasatin) buyuruluyor.

[Mahmasa
, açlıktan ölme hâlidir. Muztar, sıkışık, zaruret halinde olan çaresizliktir.]

Âyet-i kerimenin meali, (Ölüme sebep olan sıkışık hâle düşen) demek olur.
Bu âyet-i kerime, zaruret halinde haramdan affolunacak özrü beyan buyurmaktadır. Faiz ile ödünç almak için her ihtiyaç özür olsaydı, faizin haram edilmesinin sebebi kalmazdı. Çünkü faiz ödemeyi ancak ihtiyacı olan kabul eder. İhtiyacı olmayan, açıktan para vermek istemez. Allahü teâlânın bu yasak emri, yersiz lüzumsuz olurdu. Allahü teâlânın kitabına böyle iftira edilemez. Helale haram, harama helal diyen kâfir olur. Her ihtiyaç zaruret sayılırsa, faizin haram olacağı yer kalmaz. Faizin haram edilmesi, abes, lüzumsuz bir emir olur. Hatta oruç kefaretini, yemin kefaretini ödemek niyetiyle, fakirleri doyurmak için faiz almak da caiz değildir.) [Müjdeci Mektublar 202]

Kişiye ve yere göre farklı hükümler
Sual:
Fıkıh kitaplarından habersiz biri, (Dinin hükümleri, ibadetler ve haram ve helaller kişiye veya bölgeye göre değişmez. Bir şey haram ise her yerde ve herkese haram, helal ise, her yerde, herkese helaldir) diyor. Bunların istisnası olmaz mı, herkesi aynı kalıba sokmak doğru mu?
CEVAP
Elbette her hükmün istisnaları olur. Birkaç örnek verelim:

1- İslam’ın farzı zengine beş iken fakire dört veya üçtür. Zekat vermek fakire farz değildir. Gücü yetmezse hacca gitmesi farz değildir. Abdestin farzı sağlam insana dört iken, ayakları olmayana üçtür.

2- Namaz ve orucun hükümleri, ekvatordakiler ve kutuplardakiler için aynı değildir. Ekvatorda gündüz oruç tutulur, gece yiyip içilir. Ama kutuplarda gündüz bazen 6 ay bile gündüz olur. Altı ay insan aç duramaz. Namaz vâkitleri de güneşe göre tayin edilmez.

3- Sağlam bir insanın kıldığı namaz ile hasta, sakat olanın kıldığı namaz aynı olmaz. Ayakta durmak farz iken, ayakta duramayan oturarak kılar, oturarak da kılamayan yatarak kılar.

4- Yıkanınca hastalanacak kimse, gusletmek yerine teyemmüm eder.

5- Yolcuya, kadına, hastaya, esire, hapiste olana cuma namazı farz olmaz.

6- Ağzına, burnuna un tozu girenin orucu bozulur. Fakat un işinde çalışanın bundan sakınması zor olacağı için orucu bozulmaz.

7- Savaşta vatanını ve dinini muhafaza için düşman askerini öldürmek caiz iken, barışta kâfirin kalbini kırmak bile büyük günahtır.

8- Bahse girmek, kumar oynamak haram iken, gayri müslim diyarında %100 kazanmak şartı ile oynamak caizdir. Nitekim Mekke henüz İslam ülkesi değil iken, Hazret-i Ebu Bekir, Resulullah efendimizin emrine uyarak Übeyy ibni Halef ile bahse girmiş ve bahse konan yüz deveyi almıştır.

9- Domuzun alımı satımı şiddetli haram iken, gayri müslim ülkesine domuz ihracı caizdir.

10- Faiz alıp vermek büyük günahtır. Ama faiz almanın gayri müslim ülkelerde caiz olduğu Dürr-ül Muhtar, Redd-ül Muhtar, Mülteka, Mecmaul-enhür, Dürer ve Gurer, Kuduri, Cevhere, Vikaye, Fetavayı Hindiyye, Fethul-kadir, Ceride-i ilmiyye gibi birçok fıkıh kitabında yazılıdır. Mecmaul-enhür ve Dürer’deki (La riba beynel müslimi vel harbiyyi fi daril harbi = Dar-ül-harbde, Müslüman ile kâfir arasında faiz yoktur) hadis-i şerifini bilmeyenlere ne vesika gösterilse faydasızdır.

Katılım bankaları
Sual:
Katılım bankaları ile diğer bankaların çalışmaları aynıdır. Zerre kadar fark yoktur. Katılım bankaları, kâr ortaklığı adı altında kâr payı veriyorlar. Diğer bankalar da buna kâr demiyor faiz diyorlar. Sadece isim farkı ile birisi caiz, öteki haram olur mu?
CEVAP
Önemli olan anlaşma ve sözleşmedir, çalışma tarzlarının aynı olması bir şeyi değiştirmez. Mesela, bir erkeğin yabancı bir kadınla ücretli veya ücretsiz, beraber olması zina olur, ama iki şahit yanında nikah yaparak beraber olması helal olur. Yapılan iş aynı ise de, sözleşme farkı var.

Bir banka, bir milyon lira için bir lira faiz alsa haram olur. Fakat, aldığı fazlalık para için muamele masrafıdır dese caiz olur, faiz derse haram olur. Burada yapılan iş aynı ise de, anlaşma, söz farklıdır. Katılım bankaları da, kâr-zarar ortaklığı derse mahzuru olmaz. Sadece kâra ortak denirse, diğer bankalardan bir farkı kalmaz.

Altın günü yapmak
Sual: 10-15 arkadaş, tasarruf yapmak için, altın günü yaparak, toplanan altınları kur’a çekerek her hafta veya her ay birine vermek caiz midir? Caiz değil ise, çıkar yolu nasıldır?
CEVAP
Kitaplarda bunun caiz olmadığı, faiz olduğu bildiriliyor. Yine fıkıh kitaplarında şu örnekler de veriliyor:

İki kişinin ortak bir ineği olsa, sütünü bir gün biri, bir gün öteki alsa faiz olur. Her günkü sütü eşit bölüşmek gerekir. Bunun gibi iki kişinin kirada bir evi olsa, kirasını bir ay biri, bir ay öteki alsa caiz olmaz. Her ay alınan parayı, ikiye taksim etmek gerekir.

Altın gününün caiz şekli, şöyle olabilir:
Sohbet etmek için, önce hangi evlere gidileceği, kur'a ile veya anlaşarak tespit edilir. Sonra, her gidilen evin sahibine, mesela bir çeyrek altın hediye edilir. Böyle hediyeleşme usulü ile yapılırsa, caiz olur. Denilebilir ki, bizim niyetimiz hediyeleşmek değil, tasarruf etmektir. Evet, niyet tasarruf olsa da, hediyede, alış verişte, nikahta söze itibar edilir, niyet geçersizdir. Niyeti ne olursa olsun, bunu sana hediye ettim der de, öteki kabul ederse, hediye sahih olur.

Faiz ve ticaret
Sual:
(İslamiyet’te faiz yasak edildiği için ticaretimiz aksadı, geri kalmıştık) diyenlere ne söylemeli?
CEVAP
(Faiz, uzun yıllardan beri serbesttir. Buna rağmen niye kalkınmadık?) demek yeterli olur.

Eskiden, Müslüman tüccar, zenginlerden ödünç alır, böylece, tefeciden kurtulurdu. Ödünç alamayan tüccar, hisse senetleri çıkarıp, Müslümanları kendine ortak yapardı. Kâra ortak olmak için, zenginler tüccara çok para verirlerdi. Paralarını bankaya değil, ticarete yatırırlardı. Böylece, yurtta ticaret, sanat gelişir, ülke kalkınırdı. Hem de, tefeciler kimseyi soyamaz, millet refaha kavuşurdu.
 

 
   
Reklam  
   
Bugün 6 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=