islam portalı
 
  Ana Sayfa
  RÜYA TABİRLERİ
  Namaz Vakitleri
  kuran bizden ne istiyor
  arşiv
  dost siteler
  Ölmeden önce Allah’a ulaşmak
  iman nedir
  Şeytan nedir
  İmanın ve İslam'ın şartları
  Kaza ve Beladan Korunmak İçin
  Duâların Esrârı
  Kıyamet Günü
  dini vidyolar
  Diğer Peygamberler şefaat etmeyecek mi?
  şeytanın bütün isimleri
  Zorla küfür söz söyletmek
  Yeni Müslüman olan
  Bu maili herkese gönderin!
  Zekat borcu varken
  ÖĞLE NAMAZININ KILINIŞI:
  Günah işlemek ve iman
  Hz. ISA (a.s)
  Hz. YA'KUB
  Dinler Tarihi
  KADER NEDİR?
  Hz. YAHYA
  kan uykusu
  Rızkın Artması İçin Okunacak Dualar
  Falcılık büyücülük nedir
  Dinimizde uğursuzluk yoktur
  Büyüden ve Cinden korunmak için
  Görülmeyen olay ve varlıklar
  Cinler Cennete girecek mi?
  Cinlerin zararları
  dünya nedir
  Yemin ve yemin kefareti
  Deprem ve Günah ilişkisi
  Kırk hadis ezberlemek
  Kıyamete kadar
  Namaz dinin direğidir
  Namaz kılmamanın zararı
  Namazla alay edilmez
  Namaz beş vakittir
  Allah’a iman nedir?
  Allah'ın birliğini ispat
  Hidayet nedir?
  32 ve 54 farz
  İnanmak ihtiyaç mı?
  Aşırı dincilik
  İslamiyet’ten haberi olmayanlar
  Dinde on esas
  Allah var demek yeter mi?
  Meleklere iman nasıl olmalı
  Görülmeyen şey yok mudur?
  Rahmet melekleri
  Melekler niye yaratıldı?
  Kitaplara iman
  Peygamberlere iman nasıl olmalı
  Peygamberler en büyük rehberlerdir
  Nebi ve Resul nedir?
  Peygamberler günah işlemez
  İlk insan ve ilk Peygamber
  Hızır aleyhisselam
  Peygamberlerle ilgili çeşitli sorular
  Peygamberlerin hayatları
  Ahiret gününe iman nedir?
  Kıyamet günü ve kıyamet alametleri
  Sırat köprüsü
  Cennet ve Cehennem ebedidir
  Kimler Cennete girer?
  Cenneti istemek ve Allah rızası
  Cennet kapıları açılır
  Müslümanlar Cehenneme girecek mi?
  Cehennemde ateş yok mu?
  Kadere iman
  Hayır da, şer de Allah’tandır
  Kaderi bilmeyenler
  Dilemek ve razı olmak
  Kader değişir mi?
  Kimse kimsenin rızkını yiyemez
  Kaza ve kader ile ilgili çeşitli sorular
  Şirk ve küfür nedir?
  Küfre düşen ne yapmalı
  Küfre sebep olan söz ve işler
  Küfür olmayan bazı sözler
  Günah ve şirk ayrıdır
  Allah yüzüne baktı demek
  Kabul olmayacak dua
  Küfür ve küfür bulaşığı
  Amentü
  KURANI KERİM ÖGRENİYORUM
  001-010. Sayfalar
  011-020. Sayfalar
  Peygamberimizin hayatı
  KURANI KERİM DERSLERİ
  1. Ders: Harfler ve çıkış yerleri
  2. Ders: Üstün
  3. Ders: Harflerin birleşmesi
  Ders: Esre
  6. Ders: Ötre
  . 7Ders: Harf-i med (Elif)
  8.Ders: Harf-i med (Ya)
  9. Ders: Harf-i med (Vav)
  10 ,ders uygulama
  Kur’an-ı kerimi herkes anlayamaz
  Felsefe nedir
  İnsan başı boş değildir
  Her kitap okunmaz
  Sünnet nedir
  Sünnet çeşitleri nelerdir
  Sünnete uymanın önemi
  Bunlar Kur’an-ı kerime inanmıyorlar
  Kur’an ve Sünneti inkâr
  Yalnız Kur’an mı, yalnız sünnet mi?
  Peygamber efendimizin yetkileri
  Güzel abdest nasıl alınır?
  Abdestin farzları
  Abdestin sünnetleri
  Abdestin edepleri
  Teyemmüm
  Ruh Çağırma
  Saç Boyatmak Caiz mi?
  KOMŞULUK İLİŞKİLERİ
  peygamberler gelmeseydi
  Nasıl Abdest Alınır?
  Dini Hikayeler
  dini hikayeler 1
  dini hikayeler 2
  Cehennemden Gelen Sesler
  Kaybolan Şeyi Bulmak İçin Okunacak Dua
  Karabasan Nedir?
  Kurân'ın Sırları
  Kur'an'daki Şifre
  bu seslerde ne ?
  cok büyük okuncak dua
  Guslün farzları
  Guslü geciktirmek
  Oruç ve aç durmak
  Zekat ne zaman verilir?
  Hangi maldan zekat verilir?
  Zekat kime verilir?
  Haramdan sadaka verilir mi?
  Haccın hükmü
  Hac çeşitleri
  Hac yolunda ölen
  Zemzem içmek
  Borçlu hacca gidebilir mi
  Hac ayları
  Dini kuralları koyan Allah’tır
  Arefe gününün önemi
  Yecüc ve Mecüc
  gencligin cinsellik imtihanı
  Nazar haktır
  Alış verişte yemin etmek
  Bâtıl olan satışlar
  Çocuğun malı ve alış verişi
  Mühayee ne demektir?
  Ödünç vermek
  Faiz
  Dini kitapların ticareti
  Ana-babanın seksen hakkı
  Ana baba hakkıyla ilgili sorular
  Ölmüş ana baba hakkı
  Ana babayı dinlemeyip evlenmek
  Baba evladına iyilik ister
  Yiyip içmesi haram olan şeyler
  Eti yenen ve yenmeyen hayvanlar
  İçki, dinimiz ve sağlığımız
  Hayvan kesimi
  Domuz eti yemek haramdır
  Hayvan sakatatları
  Komşunun sarkan meyveleri
  Kişiye göre haram helal değişir mi?
  Resulullah ile akraba olma şerefi
  Dört halifenin üstünlüğü
  İman azalıp çoğalmaz
  Cin ve illüzyon
  Misyonerlerin uydurduğu hurafeler
  Ruhun mahiyeti ve ruh çağırmak
  Gece gündüz duaları ne zamana kadar
  Şifa Âyetleri
  Dua etme arzusu olunca
  peygamber efendimizin hayatı
  mutluluk yolu islam
  evrenin varoluşu
  evrenin genişlemesi
  zamanın göreceligi
  göklerle yerin birbirinden ayrılması
  yörüngeler
  dünyanın yuvarlakıgı
  demirdeki sır
  denizlerin birbirine karışmaması
  insanın dogumu
  kuran'ın gelecekle ilgili haberleri
  kuran'ın matematiksel mucizeleri
  kuan allah sözüdür
  müslüman cocuga dini sualler
  Benim Muhammed’im
  DUALAR
  Fatiha Suresi
  Sabah akşam 100 kere okuncak dua
  günahların affedilcegi dua
  Sıkıntılardan kurtulmak için okunan dua
  Korku ve belalardan kurtulmak için okuncak dua
  Nazardan ve her türlü zarardan korunmak için okunan dua
  Öfkelenince okunacak dua:
  Sabah ve akşam okunan iman duası:
  Yemek duası:
  Şükür duası:
  Salevat: [En kısası]
  Peygamberimizin çok okuduğu dua:
  peygamberlerin tarihi
  HZ.ADEM A.S
  H Z . NUH A.S.
  HZ. SIT (S.A.)
  HZ. IDRIS
  HZ. HUD (S.A.)
  HZ. SÂLIH
  ZÜLKARNEYN
  .IBRAHIM
  HZ. ISMAIL (a.s.)
  HZ. ISHÂK
  Hz. YÛSUF
  HZ. EYYÛB
  Hz. SUAYB
  Hz. MÛSA (a.s)
  Hz. HARÛN
  Hz. HIZIR
  Hz. ILYAS
  Hz. ZÜLKIFL
  hz davud
  Hz. Süleyman'in
  Hz.YÛNUS
  LOKMAN
  Hz. ZEKERIYYA
  Hz. MUHAMMED (S.A.V.)
  kuran duaları ve anlamları
  Fatiha süresi
  Bakara süresi
  yasin süresi
  PEYGAMBER KÖŞESİ
  İlk Müslümanlar
  Peygamberlikten Önce Dünya
  Hicretin Birinci Senesi
  Hicretin İkinci Senesi
  Recep Ayı
  kadir Gecesi
  Ramazan Müjdesi
  kurban bayramı
  Komşuluk Hakkı
  ÇOK EVLILILIK
  Evlilik nedir
  İslam ve Akraba Evliliği
  İSLAM TARİHİMİZ
  GENÇLERİMİZE SORU CEVAPLI İSLAMİ BİLGİLER
  Kur’an’ı Kerim
  HADİS
  islam büyükleri
  Camiye girerken ve Camiden çıkarken okunacak dualar
  allahın isimleri
  DÜNYANIN OLUŞUMU
  Ilk Müslümanlar
  Müslüman Nedir?
  islama göre anneler
  Namazlara Ait Niyetler
  namaz duaları
  cuma namazının farzları
  Dua üç şekilde kabul olur
  Vesvese kötü bir hastalıktır
  Cennette kadınlara huri verilecek mi?
  Hadis âlimi kime denir
  Tam İlmihâl dinle
  cocuklar icin
  Altın Nasihatler
  Rehber Ansiklopedi
  islami sözlük
  Haber Kategorileri
  celseler
  sorularla islamiyet
  cocuk isimleri
  dini ilahiler
  BURCLAR
  Rüya ve İslam
  namaz kılmamanın sonu
  cehennemin yapısı ve azabı
  KABRİNDE FERYAT EDEN BİR GENÇ VE HAKKINI HELAL ETMEYEN ANNE
  namaz kılmayan kardeşlerim buyrun izleyin
  Tasavvuf nedir
  Beterin beteri var
  Hüseyin Hilmi Işık Efendi (Sesli)
  islam şiirleri
  hadisi şerif bölümü
  israili boykot edelim
  islam arşivi
  yeni eklenenler
  dogru iman bilgileri
  Peygamberler
  kuran-ı kerim
  dinimiz ve diger dinler
  Sünnet ve bid’at nedir
  namaz ve abdest
  Silsile
  zekat
  hac rehberi
  kurban ve adak
  Kurban kesmenin fazileti
  Peygamber efendimiz için kurban kesmek
  Ahlak bilgileri
  mübarek günler ve geceler
  Mevlid gecesi
  Berat gecesi
  Mirac gecesi
  Filistine yardım
  osmanlı tarihi
  ezan okuma yarışması
  ezgiler
  Türk Hanedanlıkları
  destek icin
  Allah'ın Varlığının İspatı 1
  İnanmayanlara Allah'ın varlığını nasıl anlatabiliriz?
  Allah Kelimesinin Kökeni
  Ahiret;Beden-Ruh İlişkisi
  ruh
  kuranda celişki yok
  kur'anda celişki yokdur
  Kur'an'ın Çoğaltılması
  Tek Din; İslam'dır
  kötülük problemi
  imtihan dünyası
  kaza ve kader
  büyük islam ilmihali
  islam ülkeleri
  katliama dur de
  resim galerisi .filistin....
  DUA BÖLÜMÜ
  İnternet, Gençliği Nasıl Mahv Ediyor
  dualar dinle
  son dakika haberi
  google2b0486058945d4f1l
  israili boykot et
  boykotlu ürünler
  israil firma listesi
  Yardım Kuruluşları
  filistin resimleri
  Filistin
  mekke resimleri
  Yıldızname
  dilek duası
  Ayet'el Kürsi
  Filistin'li Kimdir?
  Yasin Sonrasinda Okunacak Dua
  Neden Devamlı Yasin Suresi ?
  dua dinle
Hicretin İkinci Senesi

Hicretin İkinci Senesi

Seriyye ve Gazâlar

Buvat Gazâsı


Hicretin 2. senesi, Rebiülevvel ayı. Bu tarihte Peygamber Efendimiz, beraberinde 200 Muhacirle Medine’den yola çıktı. Maksadı, içlerinde azılı müşrik Ümeyye bin Halef’in de bulunduğu 100 kişilik bir muhafız grubun kontrolu altında hareket eden 2500 develik büyük Kureyş kervanının üzerine yürüyerek onlara göz dağı vermekti.

Buvat Dağına kadar giden Resûl-i Ekrem kimseyle karşılaşmadı ve Medine’ye geri döndü.1



Safevan Gazâsı


Hicretin 2. senesi, Rebiülevvel ayı. Mekkeli müşriklerin adamlarından Kürz bin Cabir el-Fihrî arkadaşlarıyla Medine otlaklarına kadar sokularak akın etmiş; Medinelilere ve Müslümanlara ait bir çok hayvanı alıp götürmüştü.

Bu baskın üzerine Peygamber Efendimiz Medine’de yerine Zeyd bin Hârise’yi vekil tayin ederek mezkur yağmacıyı takibe çıktı. Bedir nâhiyesinin Safevân Vadisine kadar ilerledi. Ancak Kürz takib edildiğini haber almış olduğundan, daha önce sapa bir yoldan kaçmıştı. Bunun üzerine Peygamberimiz Medine’ye geri döndü.

Bu gazâya “Bedr-i Ulâ,” yani İlk Bedir Gazâsı da denilir.2



Uşeyre Gazâsı

Hicretin 2. senesi, Rebiülevvel ayı.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Safevan Gazâsından üç ay sonra, Muhacir Müslümanlardan 150-200 kişiden müteşekkil bir askerî birlik ile Medine’den yola çıktı. Beraberinde 30 deve bulunuyordu ve mücahidler bu develere nöbetleşe biniyorlardı. Maksat, yine Kureyş’in Şâm’a göndermiş olduğu ticaret kervanını takib etmekti. Ancak, Medine’den dokuz konak mesafede bulunan Müdliçoğullarına ait Uşeyre Ovasına gelindiğinde, Kureyş kervanının buradan iki-üç gün önce geçtiği öğrenildi.

Medine etrafını her bakımdan emniyet altına almak hususu üzerinde dikkatle duran Peygamberimiz burada daha önce anlaşma yaptığı Damreoğullarının müttefiki olan Benî Müdliç’le aynı mahiyette bir dostluk ve ittifak anlaşması imzaladı. Sonra da Medine’ye geri döndü.1



Abdullah bin Cahş Seriyyesi

Hicretin 2. senesi, Recep ayı. Peygamber Efendimiz bu tarihte Abdullah bin Cahş’ı huzuruna çağırdı ve Müslümanlardan 8 kişilik bir birlik kumandasında Nahle Vadisine gideceğini emir buyurdu. Birliğe katılanlara hitaben de, “Sizin üzerinize birini tayin edeceğim ki, o en hayırlınız değildir. Fakat, açlığa, susuzluğa en çok dayanan, katlananınızdır”2 dedi.

Resûl-i Ekrem kumandan tayin ettiği Abdullah bin Cahş’a bir de mektup verdi. Bu mektubu iki gün yol aldıktan sonra açıp okumasını ve ona göre hareket etmesini emir buyurdu.

İki günlük yolculuktan sonra Abdullah bin Cahş, emir gereğince mektubu açıp okudu. Mektupta şunların yazılı olduğunu gördü:

“Bu mektubumu gözden geçirdiğin zaman Mekke ile Tâif arasındaki Nahle Vadisine kadar yürüyüp, oraya inersin. Oradaki Kureyş’i gözetler, alabildiğin haberleri gelip bize bildirirsin.”1

Şu halde, bu seriyyeden maksat, Kureyş’in hareketini gözetlemek, ne gibi hazırlıklar içinde bulunduklarını tesbit etmekti.

Kahraman Sahabî Abdullah bin Cahş, Hz. Resûlullahın mektubuna, “Semi’nâ ve ata’nâ (dinledik ve itâat ettik)” dedikten sonra, mücahidlere de, “Hanginiz şehid olmayı ister ve makamı özlerse benimle gelsin. Kim de ondan hoşlanmazsa geri dönsün. Ben ise Resûlullahın emrini yerine getireceğim”2 diye hitap etti. Fedakâr mücahidler, tereddütsüz, kumandanlarının emrine amâde olduklarını bildirdiler.

Mücahidler nöbetleşe bindikleri develerle Nahle Vadisine vardılar. Orada konakladılar. Bu arada yükleri kuru üzüm ve yiyecek maddeleri olan Kureyş’in bir kervanı göründü. Gelip onlara yakın bir yerde konakladı.

Mücahidler bunlara karşı nasıl davranmaları gerektiği hususunda konuştular. Hücum etmeyeceklerine dâir önce bir karara varamadılar. Çünkü, içinde kan dökmek haram olan Receb ayının girip girmediğinde tereddüt ediyorlardı. Sonunda henüz Recep ayının girmesine bir gün var olduğu kanaatına varınca, ittifakla kervanı ele geçireceklerine dair karar aldılar. Tam o esnada Vâkıd bin Abdullah’ın attığı bir okla kervanın reisi Amr bin Hadremî öldü. Mücahidler, diğerlerin üzerine yürüdüler. İki kişiyi esir alıp kervanı da ele geçirdiler.

Kurtulanlar Kureyşlileri hadiseden haberdar etmek için Mekke’ye doğru kaçmaya başladılar. Mücahidler ise iki esir ve kervanla birlikte Medine’ye döndüler.

Seriyyenin başkanı Abdullah bin Cahş Hazretleri durumu anlatınca Fahr-i Kâinat Efendimiz hiddetle, “Ben size haram olan ayda çarpışmayı emretmemiştim” dedi ve ganimetten herhangi bir şey almaktan kaçındı.

Seriyyeye iştirak etmiş bulunan mücahidler Resûl-i Ekremin bu hareketi karşısında neye uğradıklarını şaşırdılar. Diğer Sahabîler de onların bu hareketlerini tasvip etmeyince bütün bütün ruhlarını büyük bir sıkıntı sardı.

Resûl-i Kibriyâya durumu izah ettiler:

“Yâ Resûlallah” dediler. “Biz, onu Receb’in ilk gecesinde ve Cemâziyelâhir ayının son gecesinde öldürdük! Receb ayı girince kılıçlarımızı kınına soktuk!”

Buna rağmen Resûlullah kendisi için ayrılan ganimeti almadı. Çünkü, ortada bir şüphe söz konusu idi.

Nitekim, Mekkeli müşrikler de bu hareketi dillerine doladılar ve dedikodu yapmaya başladılar:

“Muhammed ve Ashabı haram ayı helâl saydı. Onda kan döktüler. Mal aldılar. Adam esir ettiler.”

Bu dedikodular Medine’den duyuldu. Diğer taraftan Medine’de bulunan Yahudiler de ileri geri konuştular. Bir taraftan seriyyeye iştirâk etmiş bulunan mücahidler bu hareketlerinden dolayı üzüntü duyuyorlardı. Diğer taraftan Mekkeli müşrikler ve Medineli Yahudiler ileri geri konuşuyorlardı. Peygamber Efendimiz ise kendisine ayrılan ganimeti kabul etmiyordu.

Bir müddet sonra Efendimize vahiy geldi ve meseleyi halletti. İlgili âyette şöyle buyuruldu:

“Sana haram ayda savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük günahtır. Fakat insanları Allah yolundan çevirmek, Onu inkâr etmek, Mescid-i Harâmı ziyaretten men etmek, oranın ahâlisini Mescid-i Haramdan çıkarmak, Allah katında daha da büyük günahtır. Fitne ise katilden daha büyük bir cinayettir. Onların elinden gelse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri durmazlar…”1

Seriyyeye iştirâk etmiş olan mücahidler bu âyet üzerine sıkıntı ve mânevi ızdıraptan kurtuldular. Peygamber Efendimiz de kendisi için ayrılmış bulunan ganimet hissesini kabul etti. Müşrikler ise esirleri için kurtuluş bedeli gönderdiler. Esirlerden sadece Osman bin Abdullah Mekke’ye gitti. Diğer esir Hakem bin Keysan ise Müslüman olup Medine’de kaldı.2



Hakem bin Keysan nasıl Müslüman oldu?

Mücahidler tarafından esir alınınca, kumandan Abdullah bin Cahş onun boynunu vurmak istemişti. Fakat, diğer Sahabîler, “Hayır, Resûlullaha götürelim” diyerek buna mâni olmuşlardı. Böylece Hakem boynunun vurulmasından kurtulmuştu.

Medine’ye döndüklerinde onu Peygamber Efendimize götürdüler. Resûl-i Ekrem, Hakem’i Müslüman olmaya dâvet etti. Ancak o menfî tavır takındı. Hatta ileri geri konuşmaya başladı. Bu konuşmalarından hiddete gelen Hz. Ömer, “Bunun Müslüman olacağı yok, yâ Resûlallah! Müsâade et, boynunu vuralım” diye konuştu.

Resûl-i Ekrem bu teklifi kabul etmedi ve Hakem’i tekrar İslâma dâvet etti. Sonunda Hakem, “İslâm nedir?” diye sordu.

Resûl-i Ekrem, “İslâm, şeriki olmayan bir Allah’a îmân ve ibâdet, Muhammed’in de Onun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet etmendir” buyurunca Hakem, “Müslüman oldum” diyerek, Kelime-i Şehâdet getirdi.

Resûl-i Ekrem de Sahabîlere dönerek, “Eğer sizin onun hakkındaki görüşünüze uyup onu öldürseydim, Cehenneme girmiş gitmişti”1 diyerek hepimize ölçü olacak dersini verdi.

Hz. Resûlullahın İslâma dâvetteki temennisi, sabrı ve sebâtı işte bir insanı böylesine Cehennemden kurtarıp, Sahabî gibi şerefli bir makama yükseltiyordu.

* * *



Kıblenin Mescid-i Harama Çevrilmesi

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz ile Müslümanlar, Medine’de namazlarını Allah’ın emriyle Peygamberler makamı olan Kudüs’e, yâni Beytü’l-Makdise doğru kılarlardı. Fakat, Peygamber Efendimiz öteden beri tevhid akîdesinin müstesna bir âbidesi olan yeryüzünün ilk mâbedi ve ceddi Hz. İbrâhim’in kıblesi olan Kâbe’ye doğru yönelerek namaz kılmayı kalben arzu ve temenni ediyordu. Müslümanlar da, hassaten Muhacirler kalblerinde aynı arzuyu taşıyorlardı. Çünkü, beş vakit namazlarında Kâbe’ye yönelmek vatanları Mekke’yi de yâdetmeye bir vesile olacaktı.

Yahudilerin de, “Muhammed ve Ashabı, biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bile bilmiyorlardı” diyerek sinsice dedikoduda bulunmaları onları rahatsız ettiğinden bu arzuları daha da kuvvetleniyordu. Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimiz, tahvil-i kıble için vahyin gelmesini bekliyor, Cebrâil’i (a.s.) gözetliyor ve Kâbe’yi temenni ederek duâ ediyordu.

Nitekim, bir gün Cebrâil’e (a.s.) bu arzusunu izhar ederek, “Rabbimin, yüzümü Yahudîlerin kıblesinden Kâbe’ye çevirmesini arzu ediyorum” diyerek izhar etti.

Cebrâil (a.s.), “Ben, bir kulum! Sen, Rabbine niyâzda bulun. Bunu Ondan iste!”1 dedi.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz de, Beytü’l-Makdis’e müteveccihen namaza duracakları zaman başını semâya doğru kaldırmaya başladı.

Nihayet Medine’ye hicretin 17. ayında kıblenin Mescid-i Haram’a doğru çevrildiğini bildiren âyet-i kerime nâzil oldu.

“Yüzünün sık sık semâya çevrildiğini, muhakkak ki Biz görüyoruz. Seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin…”1

Bu vahiy geldiği sırada Resûlullah Efendimiz, Müslümanlara mescidde öğle namazı kıldırıyordu. Namazın ilk iki rekâtı kılınmış, sıra son iki rekâta gelmişti. Peygamber Efendimiz, ağır ağır yönünü değiştirdi ve mübârek yüzünü Kâbe’ye doğru çevirdi. Müslümanlar da Efendimizle birlikte o tarafa döndüler.2



İki kıbleli mescid

Mescid-i Kıbleteyn’den (İki Kıbleli Mescid) bir görünüş

Diğer bir rivâyete göre, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Receb ayının bir Pazartesi günü Benî Seleme semtinde oturan Bişr bin Berâ’nın annesi Ümmü Bişr’i ziyârete gitmişlerdi. Kendisine yemek yapıldı. Yediler. Bu sırada öğle namazı vakti girdi. Peygamberimiz, oradaki mescidde Müslümanlarla birlikte iki rekât kıldıktan sonra namaz içinde Kâbe tarafına dönmesi emrolundu. Derhal cemâatla birlikte yüzlerini Mescid-i Haram tarafına çevirdiler. Bu sebeple Benî Seleme Mescidine “Mescid-i Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid)” adı verildi.1

Peygamberimizin emri üzerine, bütün Müslümanlara kıblenin Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram tarafına çevrildiği duyuruldu.

Kıblenin Kâbe olarak tesbit edilmesi bir kısım Müslümanların telâşına sebep oldu. Çünkü, kıble değiştirilmeden önce Beytü’l-Makdise doğru namaz kılarak vefât etmiş veya şehid edilmiş Müslümanlar vardı. Bunun için huzur-u risâlete gelerek, “Yâ Resûlallah! Daha önce ölen Müslüman kadeşlerimizin durumu ne olacak? Onlar Beytü’l-Makdise doğru namazlarını edâ etmişlerdi” diyerek endişelerini izhar ettiler.

Cenâb-ı Hak Müslümanların bu endişelerini de inzâl buyurduğu âyet-i kerime ile giderdi:

“… Senin yöneldiğin Kâbe’yi, Peygambere uyanlarla gerisin geri dönenleri ayırd etmek için kıble yaptık. Kıblenin bu şekilde değişmesi ise, Allah’ın hidâyet nasip ettiği kimselerden başkasına pek ağır gelir. Yoksa Allah, kıbleyi değiştirmekle îmânınızı zaafa uğratacak ve evvelki kıbleye yönelerek kıldığınız namazları zâyi edecek değildir. Şüphesiz ki Allah insanlara pek şefkatli, pek merhametlidir.”2

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Medine’ye teşrif edip Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kılmaya başlayınca Arap müşriklerinin gücüne gitmişti. Bilâhere kıble Kâbe’ye tahvil buyurulunca bu sefer Yahudîlerin gücüne gitti ve tekrar dedikodu yapmaya, fitne fesad çıkarmaya koyuldular.

Hatta âlimlerinden birkaçı Resûlullaha gelerek, “Yâ Muhammed! Üzerinde bulunduğun kıblenden seni döndüren nedir? İbrahim’in milleti ve dininde bulunduğunu söyleyen sen değil misin?” dediler.

Sonra da şu sinsî teklifte bulundular:

“Eğer şimdiye kadar üzerinde bulunduğun kıblene tekrar dönersen sana tabi olur, seni tasdik ederiz!”

Şu âyetler bu hâdiseyi anlatmaktadır:

“İnsanlardan birtakım beyinsizler, ‘Müslümanları şimdiye kadar yöneldikleri kıbleden çeviren nedir?’ diyecekler. Sen onlara de ki: “Doğu da, batı da Allah’ındır. O dilediğini dos doğru bir yola iletir.

“Biz sizi böylece aşırılıktan uzak, adâlet, ve doğruluk üzerinde olan bir ümmet yaptık—tâ ki kıyâmet gününde siz peygamberlerin İlâhî hükümleri tebliğ etmiş olduklarına dâir insanlar üzerine bir şâhit olun, Peygamber de sizin doğru yolda olduğunuza şâhid olsun…

“Kendilerine kitap verilmiş olanlara her türlü delili getirsen, yine de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sana gelmiş olan ilimden sonra sen onların heveslerine uyacak olursan, o zaman elbette zâlimlerden olursun.”1

Kubâ Mescidi kıblesi

Kıble, Mescid-i Haram tarafına çevrildikten sonra, Resûl-i Ekrem Efendimiz Kubâ’ya gitti ve İslâm tarihinde inşa edilen ilk mescid olan Kubâ Mescidinin Beytü’l-Makdis tarafına olan kıblesini de Kâbe’ye doğru çevirtti.

 
   
Reklam  
   
Bugün 17 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=